Ana içeriğe atla

Sayın Kutlu Özen Hocamızın Araştırmalarında KÖROĞLU Sivas Folkloründe Daha Fazla Yere Sahip. "PAŞAFABRİKASI ÇAĞLAYAN ÜZERİNE KIR ATLI HEYKELİ UYGUN OLUR" Köroğlu’nun Sivas Coğrafyası: Destan kahramanı Köroğlu’na sağlam bir teşhis koyabilmemiz için, onun coğrafyasını da tesbit etmek zorundayız. Pertev Naili Boratav, Köroğlu Destanı adlı eserinde, destanın coğrafyasını üç bölümde incelemiştir. a. Kahramanların isimlerine izafe edilen yerler. b. Destanda Köroğlu’nun makamı olarak gösterilip bugün de aynı surette telakki edilen ve aynı isimleri taşıyan yerler. Çamlıbel, örneğinde olduğu gibi. c. Halk muhayyelesinde Köroğlu Destanı’yla Köroğlu’nun efsanevi maceralarıyla alakası gösterilen mahaller. Bu üç sınıftaki coğrafi isimler, aynı zamanda Köroğlu Destanı’nın intişar sahasını ve halk üzerinde icra ettiği tesiri göstermek itibariyle önemlidir.[6] Boratav bu eserinde kahramanların isimlerine izafe edilen Köroğlu Dağı, Köroğlu Kayası, Köroğlu Kalesi, Köroğlu Boğazı, Köroğlu Derbendi, Köroğlu Çeşmesi, Köroğlu Mezrası, Köroğlu Mağarası...şeklinde Bolu’dan başlayan, Tiflis’e kadar uzayan bir coğrafya içinde 50’ye yakın yer tesbit etmiştir. Bu tesbitlerde Sivas yöresinden söz edilmez. Çamlıbeller bölümünde ise Tokat ile Sivas arasındaki Çamlıbel Dağı alınır. Biz bu tebliğimizde Köroğlu’na izafe edilen kapalı ve açık mekanları sunmaya çalışacağız. l.Sivas’taki Köroğlu Mağarası: Köroğlu Mağarası, Sivas’a 6 km. uzaklıktaki Paşa Fabrikası yakınlarında bulunmaktadır. Burası Sivas halkının günübirlik gittiği bir mesire/piknik yeridir. Yakın yıllara kadar Sivas’ın içme suyu Paşa Fabrikası’ndaki gözelerden sağlanmaktaydı. Efsaneye göre Köroğlu ile annesi Mihr-i Vefa bu mağarada yaşarlarmış. Bu kadın, Köroğlu Mağarası yakınlarına kendi adını taşıyan bir çeşme yaptırır. Bugün de Sivas’ın tatlı suyu Mihrivefa gözesinden getirilmektedir. Köroğlu Mağarası, Köroğlu kayalıklarının oyulmasıyla meydana gelmiştir. Kayalıklarda birbirine yakın iki oda bulunmaktadır. Bunlardan biri ocaklık olarak olarak kullanılmıştır. Burayı taşlara oyulmuş dört küçük pencere aydınlatır.Ocaklık olarak kullanılan mağaranın duvarları islerle kaplanmıştır. Ahır olarak kullanılan mağaranın tavanı daha temizdir. Mağaraya 30 basamaklı bir taş merdivenle inilip çıkılmaktadır. Efsaneye göre Bolu Beyi’nden öcünü alan Köroğlu, annesiyle birlikte Sivas’a gelir ve gözlerden uzak bu mağaraya yerleşir. Köroğlu’nun ününü duyan çevre köyler de her yıl Köroğlu’na koyun, kuzu gibi hediyeler getirirler. Köroğlu da bunları mağarasında pişirir ve çağlayanın başında yermiş.[7] Yine halk inanışına göre bu çağlayandan ölümsüzlük suyu akarmış. Köroğlu’nun Kırat’ı çağlayandan akan suyu içtiği için ölümsüzleşmiştir. Atının ölümsüzleştiğini gören Köroğlu çağlayanın dibine gelir. Eğilip su içmek isterken, ak sakallı bir derviş buna mani olur. Köroğlu ürpererek çağlayandan uzaklaşır. Daha sonra geldiğinde çağlayanın suyunun kuruduğunu görür.[8] 2.Sivas Çamlıbeli: Sivas Çamlıbeli, Yıldızeli ilçesine 10 km. uzaklıktaki Ilıca köyünden başlar, Tokat sınırları içinde devam eder. Köroğlu Destanı’nda geçen Çamlıbel de Sivas/Tokat Çamlıbeli olarak düşünülür. Çamlıbel, Sivas-Tokat karayolu güzergahında yer alır. Efsaneye göre Köroğlu kışları Bolu Çamlıbeli’nde, yaz mevsimini Sivas/Tokat Çamlıbeli’nde geçirirmiş.[9] Ümit Kafancıoğlu, Köroğlu Kol Destanları’nda Çamlıbel için şöyle demektedir: “ Sivas batısında, Çamlıbel denen yerde yurt-yuva kuran Köroğlu’nun, Bolu kentiyle hemen hemen hiç bir ilgisi yoktur. Bolu çevresinde Köroğlu adını duyanlara bile rastlanmaz. Sivas çevresinden devşirme olarak götürülen, sonra Enderun’da paşalık rütbesine ulaşan Bolu adındaki birinin Koroğlu’yla uzun boylu savaşı olduğu akla daha yatkın geliyor. Kaynak kişiler bu doğrultuda söz ettiler.”[10] 3.Kocacık Kayası: Kaya, Esen Çay ile İslim köyü arasındadır. Efsaneye göre Köroğlu, Kocacık Kayası’ndan Sivas’tan gelen kervanları dürbünle izlermiş. Yine birgün Sivas’tan bir kervan çıkar; kervancı da Köroğlu’nun kervanı izlediğini hisseder. Soyulmamak için Yıldızeli yoluna döner. Köroğlu bakıyor ki kervan Yıldızeli yoluna dönmüş. Yoğurt torbasını hemen taşın üzerine döker, paltosunu da kayalıklardan aşağı bırakır. Palto, Akbaba gibi süzülerek kayalıklardan aşağı iner...Kervancı, kayalıklardan parlayan iki gözün Köroğlu’nun dürbünü değil de kuşun gözleri olduğuna inanır. Kuş süzülerek inmeden önce kayaların üzerine beyaz renkteki pisliğini bırakmıştır...şeklinde düşünür. Köroğlu’nun bulunduğu kayaya doğru kervanını yöneltir. Kocacık Kayası’nın dibine geldiğinde Köroğlu, kervanın yolunu keser. Kervancı, Köroğlu’na “Köroğlu beni aldattın” der...Kocacık kayasının üzerinde çok uzaklardan görülen oldukça beyaz bir bölüm vardır. Burası, Köroğlu’nun yoğurt döktüğü yer olarak bilinir. Kocacık Kayası’nda Köroğlu Mağarası vardır. l996 yılında çobanlar mağaranın zeminini kazarken zırh yelek bulmuşlardır.Çakmak Beleni aşılınca İslim köyüne gelinir. Çamlıbel yakınlarında Balıbey köyü vardır. l970’li yıllarda burada 15-20 hanelik bir köy halkı yaşardı. Şimdilerde köy tamamen terk edilmiştir. Balıbey, Bolubey’i çağrıştırmaktadır. Ümit Kaftancıoğlu’nun sözünü ettiği Bolu Bey, acaba bu köyde mi yaşadı? Bilemiyoruz. Kocacık Kayası civarında ayrıca Tanışmant köyü de bulunmaktadır.[11] 4.Köroğlu Köyü (Boğazköy): Köroğlu köyü Kangal ilçesine l9.km. uzaklıktadır.Köy, konumu tibariyle dağlık ve kayalıktır. Boğazköy, Cumhuriyet’ten önce Sivas’ı Kangal üzerinden Malatya’ya bağlayan kervan yolu üzerinde bulunuyordu. Önemli bir geçit yeriydi. Boğazköy, konumu itibariyle dağlık ve kayalıktır. Efsaneye göre Köroğlu, köyün girişindeki boğaza yerleşerek burdan geçen kervanları gözetler .Köroğlu’nun adını taşıyan mağara, köy girişindeki kayalıklar üzerinde bulunmaktadır. Mağaranın içi oldukça büyük olup 200 koyun alabilecek genişliktedir. Efsaneye göre Köroğlu mağaranın bir bölümünde yatıp kalkmış, diğer bölümünü de atına ayırmıştır. Ahır olarak ayrılan bölümde atını yemlediği dikdörtgen planlı oyuk bir taş, onun yanı başında atını bağladığı demir bir halka bulunmaktadır.Mağara içindeki küçük çukurlar Köroğlu’nun atına ait ayak izleri olarak bilinir. Mağara yakınlarında Köroğlu’nun arılığı bulunmaktadır. Efsaneye göre Köroğlu bal ihtiyacını burdaki kovanlardan sağlamıştır. Burası da küçük bir mağaradır.[12] Yakın yıllarda Boğazköy’ün adı Köroğlu olarak değiştirilmiş. Köy yakınlarındaki istasyonun adına Köroğlu, onun devamı olan diğer istasyona da Ayvaz ismi verilmiştir.Bu istasyonlar Karagöl ile Bozarmut istasyonları arasındadır. 5. Köroğlu İstasyonu:Sivas’ı, Çetinkaya üzerinden Divriği ve Erzincan’a bağlı demiryolu üzerindedir.Karagöl-Bozarmut istasyonları arasındadır. 6. Ayvaz İstasyonu: Karagöl-Bozarmut istasyonları arasındadır. Demiryolu çamlık bir bölgeden geçmektedir. 7. Köroğlu Mahallesi: Suşehri ilçesindedir. İlçede aynı zamanda Köroğlu’na izafe edilen yedi delikli bir mağara bulunmaktadır 8. Köroğlu Kalesi: Kale, Kangal Termik Santrali’nin bulunduğu Hamal köyü yakınlarındadır. Eski kervan yolu üzerindedir. Bu yol, Hamal’dan sonra Karagöl üzerinden Boğazköy’e ulaşır.Hamal, Kangal’a 27 km. uzaklıktadır. Kale oldukça sarp ve yüksektir. Efsaneye göre Köroğlu, bir müddet de bu kalede kalmıştır. Kale içinde Köroğlu’nun oturduğu yerler, silahlarını koyduğu bölümler, atını beslediği bir ahır bulunmaktadır. 9. Köroğlu Mağarası: Zara ilçe merkezinde, Sami Paşa Çiftliği civarında Haçin adını taşıyan kaya mağarası vardır. Köroğlu’nun bir müddet bu mağarada kaldığına inanılmaktadır. 1o. Köroğlu Mağarası: Zara’ya l8 km. uzaklıktaki Canova köyünde Köroğlu mağarası vardır. Üç gözlü küçük bir mağaradır. Giriş, Köroğlu’nun oturduğu bölüm ve Kırat’ın ahırı olmak üzere üç bölümden ibarettir. ll. Köroğlu Mağarası: Köroğlu’nun adını taşıyan mağara Kızılkavraz köyündedir. Köyün yamacındaki kayalıklar içindedir. Mağara girişi çok dar olup, karanlık ve havasızdır. Efsaneye göre Köroğlu, bu mağarada bir gece geçirmiştir. 12. Köroğlu Mağarası: Porsuk köyü yakınlarındaki bu mağara Köroğlu Mağarası olarak bilinir. Efsaneye göre bu mağaranın bir kapısı varmış. Kapı kendiliğinden açılırmış. Mağara içinde Köroğlu’na ait eşyalar bulunuyormuş. Mağaraya giren, bir daha dışarı çıkamıyormuş. Tılsımlı bir mağara olduğu için kapı kapanınca bir daha açılmıyormuş. 13. Köroğlu Mağarası: Köroğlu’nun adını taşıyan bir mağara da Yıldızeli’nin Ortaçakmak köyündedir. Efsaneye göre Köroğlu Çamlıbel’de savaş yapmış. Savaştan sonra arkadaşları ile birlikte bu mağaraya sığınmış. Mağaranın aşağı taraflarında büyük bir düzlük bulunmaktadır. Burası Köroğlu’nun at koşturduğu yermiş. 14. Köroğlu Mağarası: Mağara, Ulaş’a bağlı Yenikarahisar/Karataş mezrasındadır. Kemer şeklinde oyulmuş bir dehliz; namazgah ve gözetleme yerinden ibaret bir mekandır. Ayrıca mağara içinde bir kaç su kuyusu da bulunmaktadır. Köroğlu, gözetleme yerinden gelip geçen kervanları gözetlermiş. Mağara içindeki çukurlar Köroğlu’nun atına ait ayak izleri olarak bilinir. 15. Köroğlu Mağarası: Mağara Ulaş, Karacalar Tekkesi yakınlarındadır. Mağaraya taşlara oyulmuş basamaklardan çıkılmaktadır. Mağara içinde oyuk bir yer bulunmaktadır. Efsaneye göre Köroğlu buraya ibriğini ve leğenini kormuş. Mağara içinde ayrıca Köroğlunun oturması için bir bölüm, atına ait ahır olarak kullanılan ikinci bir bölüm daha bulunmaktadır. 16. Köroğlu Mağarası: Mağara, Sivas Eğribacak/Germe köyü yakınlarındadır. Kayalık bir tepe şeklindedir. Kayanın yüzünde iki mağara deliği vardır. Efsaneye göre Köroğlu hırsından kılıcını kayalara vurmuş ve bu delikler meydana gelmiştir. Mağaraya ip sarkıtılarak inilip çıkılmaktadır. 17. Köroğlu Mağarası: Bu mağara Şarkışla Alaman köyü yakınlarında bulunmaktadır. Kayalara oyulmuş mağara iki bölümden ibarettir. Birinci bölüm Köroğlu’nun yaşadığı yer; ikinci bölüm atının ahırıdır. Kayanın alt tarafında sıcak çermik bulunmaktadır. 18. Köroğlu Hanı: Köroğlu’nun adını taşıyan bu han Sivas-Tokat arasında ve Çamlıbel mevkiindedir. İhsanlı köyü yakınlarında, Tokat istikametine giderken yolun sol tarafındadır. 19. Köroğlu Çeşmesi: Çeşme,Yıldızeli’nin Yeniyapan köyündedir. Çeşme taşları zamanla dökülmüş, kitabe yazısı okunamayacak derecede silinmiştir. 20. Köroğlu Deresi: İmranlı-Refahiye arasında, Erzincan yolu kenarındaki küçük bir deredir. Derenin bulunduğu yerde çam ormanları vardır. 2l. Köroğlu Koruluğu:Refahiye’nin Alt köyünde Köroğlu koruluğu vardır. İnanışa göre Köroğlu ömrünün büyük bir bölümünü bu köyde geçirmiş ve yine bu köyde ölmüştür. Kırat’ı ölümsüzlük suyu içtiği için zaman zaman köylüler tarafından görülürmüş. Aynı inanış Tokat yöresinde de vardır. Kırat, Tokat Çamlıbeli’nde de zaman zaman çobanlara ve yolculara görülürmüş. Süt beyaz bir atmış. Köroğlu koruluğunda ayrıca Köroğlu’na izafe edilen küçük bir mağara vardır. 22. Köroğlu Çayırı: Köroğlu’nun adını taşıyan çayır, Kangal’ın Kurdoğlu köyünde bulunmaktadır. Köroğlu bu çayırda atları ile yarış yaparmış.Çayırın ortasında küçük bir tepe bulunmaktadır. Tepe üzerindeki çukurlar, Köroğlu’nun Arap atlarının izleri olarak bilinir. 23. Köroğlu Çayırı: Hafik’e bağlı Çimen/Yenice köyünde Köroğlu çayırı vardır. Burada aynı zamanda Köroğlu’nun kayalara oyarak meydana getirdiği bir mağara bulunmaktadır. Kutlu Özen.


via Sivas Herfene http://bit.ly/2jIfpVx

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

via Sivas Herfene http://bit.ly/2HTrQZQ

Sayın Selamet Agaogullari Anılarındaki Kale Parkı: SİVAS KALE PARK'TA BİR YABANCI Sivasta kaleye çıkınca,farklı bir ortama girmiş sayarım kendimi! Aslında fark eden bir şey olmaz,ağaçlar ve ortancalar içinde patika yollarda bir süre dolaşarak sivası en tepe noktasından dört yönü ile seyretme imkanı buluruz hepsi bu kadar. Şehrin tam orta merkezinde bulunması,doğusuyla,batısıyla,güneyi ve kuzeyiyle sivası seyretmek başka bir zevktir. Kalenin çıkış yolu oldukça geniştir hem yaya hem araçla çıkabilirsiniz. Kale,aslında bir toprak tepedir,o halinden 1950 lili yılların sonlarında üstü düzeltilerek park haline getirilmiş yeşillikler içinde 8-10 bin metre kare bir alana sahiptir. Kale parka batı tarafından çıkılır,çıkış yolu tahminen 200 metre hatırı sayılır bir yokuştur. Yolu bitirip düzlüğe çıkınca derin bir nefes aldıktan sonra,arkaya dönerek şehrin batı yakasını uzunca bir süre incelersiniz,hemen önünüzde sosyal sigortalar hastanesi dikkatinizi çeker,bina aralarından istasyon caddesi,DDY lojmanları,stadyum,biraz daha uzaklara baktığınızda,dört eylül,ece,halil rifat paşa,aydoğan,altıntabak,çiçekli,kadı burhanettin,kümbet,karşı yaka mahallelerini görürsünüz. Gözünüzü hafif sola kaydırdığınızda,Dev bir sanayi tesisi dikkatinizi çeker. 1946 yılında faaliyete geçmiş bir zamanlar DDYollarına lokomotif ve vagon üretimi yapan 5 bin civarında çalışanı bulunan bir iktisadi devlet teşekkülü tesisidir."şu an ne durumdadır bilgim yok"kıvrım kıvrım demiryolu raylarını göğüslemiş Sivas Gar binasını seyretmek ayrı bir heyecan ayrı bir zevk vermesi ile insanı uzayıp giden tren yolları hayallere daldırır. Kale parkın sağ tarafından yürümeye devam ettiğinizde oradan da şehrin güney yakasını incelersiniz. Hemen önünüzde pulur,kızılırmak,üçlerbey,kale ardı,çayırağzı,eğri köprü,mahalleleri,sanayı,otogar,ihtişamı ile tarihi Gök medreseyi görürsünüz."bu mukaddes yapıyı internetten araştırma gereği duyarsınız" Daha uzaklara bakınca,kızılırmak havzasına kurulmuş kardaşlar dağına yaslanmış Cumhuriyet üniversitesi kampüsü dikkatinizi çeker. Yavaş adımlarla kalenin doğusuna gelirsiniz,orada durduğunuzda,şehrin doğu yakası artık ayaklarınız altında dır. Önünüzde tarihi Ulu camii ihtişamı ve yaşlanmış haliyle Esselatü Vesselamü diyerek sizi karşılar çünkü burada cenaze hiç eksik olmaz,çarşı merkezinde paşa camii,kaldırımla aynı seviyeye gelmiş haliyle tarihi meydan camii,mahkeme çarşısı sebze hali,(eski adı garipler mezarlığı)demirciler ardı,ferhat bostan,gökçe bostan,bahtiyar bostan,Ali baba,gülyurt,kılavuz,yeşilyurt,Abdulvahabi gazi,mahallelerini tarafıktan sonra,yukarı tekke camii ve minaresi dikkatinizi çeker.(Abdulvahabı gazi türbesi buradadır(sivasın manevi bekçisi) eski sanayii çarşısı,halfelik mezarlığı,organize sanayii ufukta görünür.sizi selamlar. Yürümeye devam ettiğinizde kale parkın kuzey tarafından sivasın kuzey yakasını seyre başlarsınız. Bu açı oldukça geniş ve şehrin ilk yerleşim bölgesi ağırlıklı olarak bu yöndedir. Hemen önünüzde Çifte minare,buruciye,şifahiye medreseleri ve ihtişamı ile kale camii,kongre lisesi(şimdi müze) tarihi hükümet konağı,tarihi jandarma binası,cıbıllar parkı olarak tarihi doku gözünüze çarpar, çarşıbaşı,çayyurt,örtülü pınar,akdeğirmen,uluanak,sularbaşı,mevlana,mehmet paşa,yüceyurt,bezirci,kazancılar,kanlıbahçe mahallelerini görürsünüz.Uzak noktalarda eski numune hastanesi,öğretmen okulu Erkek sanat okulu,Ceza evi,gibi yerleri de görme imkanı bulursunuz.Daha ilerlerde kabak yazısı,temel tepe askeri kışlaları,paşa fabrikası(paşabahçe) gözünüze uzak ta olsa takılacaktır. Kale parktan sivası dört yakasını inceledikten sonra,kalenin doğu yönüne inşa edilmiş kale gazinosunun bahçe kısmında bir masaya oturdum. "Burası sivasın kuzey doğu yakasını kucaklar,geçmiş yıllarda eğlence alemine hizmet verecek büyüklükte kapalı alanı,önünde açık bahçesi ile faaliyet gösterirdi. Yaz sezonunda mahalli ve yabancılar getirilirdi. Gençlik yıllarımızda kaleli sabri diye bir beyfendi işletirdi,kibar saygılı bir insandı. Okul yıllarımızda da sık sık giderdik ama gençlik yıllarımızda pek sık gitmezdik. Buranın hepsi bir avuç yerdi,bizler büyüdükçe kale gözümüzde küçülmeye başlamıştı. Orta yerinde Ramazan topu vardı Ramazanda iftar saati buradan top atışı ile şehre duyurulur,sahurun bitişi de top atışı ile ilan edilirdi. Okul yıllarımızda kaleye gider zaman zaman bu topun üstünde resimler çekerdik. Bizim için ne kadar enteresan ne kadar değişik bir şeydi. Yaz sezonunda kalede okunan şarkılar akşamın sessizliğinde şehrin her yerinde duyulurdu.Uzaktan gelen bu ekolu nameler insana bir başka dokunurdu,insanlar uzaktan dinlemeyi tercih ederlerdi. Gazino dedimse çay kahve parasına çalışırdı,dinleyicilerin bıraktığı çekirdek kabuklarının temizliğine değmeyecek bir hesap ödenirdi. Kalede minnacık birde havuz vardı onun üstünde havuza uygun ufacık birde köprü topu topu iki adımdı. Onun üstünden geçmek büyük bir marifetti,şimdi ne köprülerden geçiyoruz hiç tınmıyoruz. Köprü deyince insanın aklına sırat köprüsü gelmeli. Sivas seyatlerimizde Büyük otelde kaleye bakan oda istiyoruz, kahvaltı salonu son katta kaleye bakan cam önünde oturuyoruz yetmez mi? " Doğu yakasını daha detaylı incelemeye başlamıştım ki genç bir delikanlı dikkatimi dağıttı! Ne içersiniz dedi? Tabi ki bir şey içmek lazım. Arkadaşlar gelecek onlar gelince söyleyelim dedim. Çocuk tamam der gibi boynunu büktü gitti. Aslında kimse gelmeyecekti,zaten yalnızda değildim! Masalar sandalyeler,gelip geçenler,göz ucuyla bakanlar,selam verenler,sağa sola koşuşturan çocuklar,çoktu. Garson başkaları ile ilgileniyor,benim yanıma gelmek için arkadaşlarımı bekliyordu. Ancak bekleyiş uzayınca dayanamadı geldi ben size bir kahve yatırayım nasıl olsun dedi. Ben ise evet evet sade olsun diyebildim. O esnada bazı arkadaşlarımın isimleri kafamdan bir sinema filmi gibi geçti. Necmi,yaşar,serdar,turan,birol kemal vs. Garson şark diye masaya fincanı koydu. Gençlik yıllarımızda bazı akşamlar arkadaşlarla UDİ garbisin şarkıları ve ud taksimleri eşliğinde yapmış olduğumuz eğlenceler bir an gözümün önüne geldi. Epey bir zaman gençlik yılları ile oyalandıktan sonra kalkmak istiyordum yalnızlığımdan yanancı olduğum sağda solda oturanlar tarafından hissedilmeye başlandığı kanaati hasıl oldu. Bir insan çocukluğunun,gençliğinin okul hayatının,sosyal hayatının ticari ve içtimai hayatının 35 yılını geçirmiş olduğu bir yerde yabancı olur mu? Olur. Arkadaşlarından,(yaşıtlarından) yüzde doksanının içtimai veya ekonomik koşutların yetersizliğinden,başka illere başka ülkelere göç etmişlerse,veya hak vaki olmuş bu dünyadan göçmüşler ebedi hayata dönmüşlerse! İşte sen orada yabancı olursun öyküler yazarsın... Etrafta garson çocuğu göremedim,fincanın altına bir miktar para bıraktım kalktım,masaya gelerek parayı alan çocuk,amca paranın üstünü almadın diye bağırıyordu. Arkaya döndüm Çocuklar gelecek onların hesabınıda o paradan kesersin dedim. Garson çocuk iki elini yanlara açarak hayretle arkamdan baka kalmıştı. Ben ise yerlerde gördüğüm çöre,çöpe,taşa,yaprağa vurarak ilerledim. Bir taraftan da halime gülüyordum. Kendi kendime lan oğlum selamet yaşlanmışsın farkında değilsin diyerek kalenin yokuşunu indim. Esen kalın. Mustafa Cılga paylaşımıdır.

via Sivas Herfene http://bit.ly/2tg7NAo

Tavra deresi

via Sivas Herfene http://bit.ly/2dEX7W8